Anasayfa  o  
leti im o  
  Dileriz, Bir ok sevmediginiz rahats zl klar ifal bitkilerle sizi terkeder.
 

 

Testis Hastal klar



OP.DR.ERDAL KALCI
RANDEVU N TIKLAYIN

VAR KOSEL



Skrotum i inde pleksus pampiniformisi olu turan venlerin geni lemesi ve k vr mlar n n artmas d r. Genellikle ergenlikten sonra ortaya kmaktad r. Yakla k %10 oran nda g r l r. Varikosel genellikle sol tarafta g r l r. Bunun nedenleri;
1. Sol spermatik ven sa a oranla daha uzun yol katederek vena kava inferiora ula r.
2. 2. Sol spermatik ven dik a ile sol renal vene a ld i in drenaj daha zordur.
3. 3. Sol spermatik ven yetersiz valv ler yap ya sahiptir.
4. 4. Sol spermatik ven superior mezenterik arterin bask s na maruz kalarak drenaj g le mektedir.
Sa tarafta g r l rse b brek t m r veya retroperitoneal t m rler akla gelmelidir. leri ya daki erkeklerde sol tarafta aniden varikosel geli mesi de bu tip bir t m r n ge belirtisi olabilir. Varikoselin yatar pozisyonda kaybolmamas da bu sebepleri d nd rmelidir.

Varikosel bazen kas a vuran k nt a r ya ve testisde ekilme hissine neden olabilir. Ayakta uzun s re kal nd nda a r artar, yatmakla azal r. Muayene tan koymada genellikle yeterlidir. Muayenede dilate, torsiy z venler hissedilebilir. Varikosel I. dereceden IV. dereceye kadar derecelendirilmektedir. I. derecede k nmayla damarlar belirginle ir, II. derecede damarlar orta kal nl kta, III. derecede damarlar ileri derecede kal nla m , IV. derecede ise damarlar ok geni lemi , k vr mlar ok b y k yumaklar yapm t r ve bozulmu dola ma ba l testislerde ufalma g r lebilir. Hasta yat r ld zaman pleksus pampiniformis bo almakta ve ven pakeleri kaybolmaktad r. Kaybolmad taktirde b brek t m r , retroperitoneal veya intraperitoneal bir t m re ba l sekonder varikosel d n lmeli ve VP, kar n ultrasonografisi, bigisayarl tomografi gibi daha ileri tetkikler planlanmal d r.

Varikoseli tespit edilen hastalarda spermogram spermlerin say s , hareketlili i ve yap lar ara t r lmal d r. Varikosellilerin yakla k yar s ndan fazlas nda sperm say s ve hareketlili i d m , sperm yap lar bozulmu tur. Bu vakalarda y ksek oranda infertilite (k s rl k) geli ir.

A r s z varikosellerde, testislerde ufalma yapmayan ve infertiliteye (k s rl k) neden olmayan varikosellerde tedaviye gerek yoktur. Varikosel a r yap yorsa, testislerde ufalmaya ve infertiliteye neden olma ise cerrahi tedavi gereklidir. En etkili cerrahi giri im internal ve eksternal spermatik venlerin ba lanmas d r.
Bir sperm h cresinin yap lmaya ba lamas ile olgunla p depo edilmesi aras nda 75-90 g n gerekti inden sol spermatik ven ligasyonundan ortalama 3 ay sonra sperm h crelerine ait bozukluklar d zelmeye ba lar.




.

H DROSEL


Hidrosel, testisi saran zarlar aras nda normalden ok daha fazla s v toplanmas yla torban n ileri derecede i mesi durumudur. Normal olarak bu aral kta testisin kayganl n sa lamak i in 0.5-1.0 ml s v bulunur. Hidroselde ise bu s v miktari 200- 300 ml hatta bazen ok daha fazla olur. Hidroselin 4 ekli vard r;

Eri kin hidroselinin iki ekli vard r.

Basit hidrosel : Tek tarafl , b y y p k lmeyen, a r s z, ok b y k boyutlara ula abilen, nedeni kesin olarak bilinmeyen, gergin, oval ekilli hidrosellere basit hidrosel denir.

Semptomatik hidrosel genellikle eri kin ya larda skrotal bir patoloji sonucu meydana gelir. Akut epididimit ve akut or it sonucu emilenden daha fazla miktarda s v salg lanmas sonucu olur. Testis t m rlerinin % 10-15'inde kronik hidrosel geli ebilir. Hidroselin tek tedavisi cerrahidir.


SPERMATOSEL

Testisin zerinde ve arkas nda yer alan, k k, a r s z kitlelerdir. erisinde l spermler bulunan kistik bir olu umdur. Spermlerin birikmesi sonucu kistik yap meydana gelmektedir. Nedeni bilinmemektedir. A r yapmaz. Hasta skrotumun i inde testisden ayr , testisin arka st taraf nda bir sertlik veya i lik oldu unu fark eder. Muayene ve ultrason ile tan koyulur. B y k hacimlere ula mad taktirde tedaviye gerek yoktur. ok b y rse ameliyatla kar l r.

OR T



De i ik mikroorganizmalar n kan yoluyla testise ula mas sonucu geli en testis enfeksiyonudur. E. Coli, stafilokok, streptokok, klebsiella ve ps domonas en s k rastlanan mikroorganizmalard r.


zellikle kabakulak or iti s k g r lmesi nedeniyle zel dikkat gerektirir. Puberteden nce olduk a nadirdir. Kabakulak or itleri parotitislerin %20-35'inde g r l r. Bazen parotit olmadan da or it g r lebilir. Genellikle parotitisden 3-4 g n sonra ba lar, skrotum eritemli ve demlidir. Ate 40 dereceye ula abilir. Epididimitde g r len karakteristik riner semptomlar yoktur. Kabakulak or iti olan vakalar n %30'unda spermatogenez geri d n ms z olarak hasar g rm t r. Etkilenen testiste atrofi g r l r.
Or itlerde testis b y m , hassasla m t r. Skrotum cildi k zar k ve kal nla m t r. Hastan n ate 40 dereceye kabilir.
Tedavide antibiyotikler, analjezik ve ate d r c ler, spermatik kord evresine anestezi, yatak istirahati ve lokal so uk-s cak uygulanmas yararl d r. Testisin yukar as lmas hastay rahatlat r.

EP D D M T



De i ik mikroorganizmalar n epididime ula mas sonucu geli en epididim enfeksiyonudur. Ps domonas, enterobakter, N. Gonorhoea ve C. Trachomatis gibi mikroorganizmalar etkendir. Skrotumda aniden ba layan iddetli a r vard r. Skrotum b y m ve derisi k zar kt r. Epididim hassast r. nceleri epididim skrotumdan ay rd edilirken daha sonraki saatlerde skrotumda tek bir kitle halinde palpe edilir.
Tedavi; antibiyotik, yatak istirahati, so uk kompresyon, spermatik kord evresine anestezi uygulanabilir. Seks el ve fiziksel aktivite k s tlan r.
Epididimitler iyi tedavi yap l rsa komplikasyonsuz iyile ir. yi tedavi yap lmaz ise kronikle ir, infertiliteye neden olabilir, hatta skrotal fist l geli ebilir.



TEST S T M RLER



Testis t m rlerii tedavisi m mk n olan ve y ksek oranda k r elde edilebilen gen ve orta ya l erkeklerde daha s k izlenen t m rlerdir. Seminom grubu testis t m rleri radyoterapiye ok duyarl olup or iektomi ve nlama ile t m evreler i in % 90'n n st nde k r oran elde edilir. Non-seminom testis kanserlerinin tedavisinde efektif kemoterapi kombinasyonlar n n kullan lmaya ba lanmas yla k r oran % 40'lardan % 80'lere y kselmi tir.

PATOLOJ
Testik ler malignitelerin o unlu u (%95) germ h creli t m rlerdir. Germinal h creli t mn rler seminom ve non-seminom olmak zre iki ana gruba ayr l rlar. Seminomlar n klasik, anaplastik ve spermositik sub gruplar vard r. Embryonel karsinom, koryokarsinom, yolk salk t m r , teratomlar ise non-seminomat z germ h creli t m rlerin sub gruplar d r.

KL N K G D
20-34 ya lar aras nda g r lme s kl klar artar. Testiste a r l veya a r s z i lik en s k izlenen semptomdur. Human koryonik gonodotropin (HCG) salg layan t m rlerde jinekomasti izlenebilir.Paraortik tutulumda ilk bulgu bel a r s olabilir.
lk yay l mlar spermatik ven boyunca renal pedik l ve paraortik b lge lenfatiklerine do ru olur. Paraortik ve vena cava evresindeki lenfatiklere yay l m o u kez retrogratt r. Daha sonraki yay l m duktus torasikus yoluyla sol supraklavikuler b lgeye veya transdiyafragmatik lenfatiklere olur. Hematojen metastazlar ise direk vask ler invazyonla en ok akci er, karaci er, beyin, ve kemi e olur. Seminomlar o unlukla erken evrede te his edilebilirken (% 65'i evre I ve % 25'i evre II) non-seminomlarda daha ge evrelerde tan koymak m mk n olabilir (% 45'i evre I, % 35'i evre II, ve % 25'i evre III)

TANI ve EVRELEME ALI MALARI
Tan histopatolojik olarak konulur. Testiste kitle varl nda de erlendirme i in y ksek spermatik kord ba lanmas yoluyla yap lan radikal inguinal or iektomi ilk tercihtir. Transskrotal biyopsi t m r n skrotuma ve lokal lenfatiklere yay lma riski dolay s yla kullan lmamal d r. Transskrotal yakla mlar n retrospektif olarak incelenmesi sonucunda y ksek inguinal or iektomi ile k yasland nda k k ancak istatistiki olarak anlaml fark bulunmu tur (transkrotal da n ks oran % 2.9 iken y ksek or iektomide % 0.4)
Evreleme al mas nda fizik muayene, akci er r ntgeni, tam kan, rutin biyokimya ( zellilke LDH), sedim gibi tetkikler mutlaka istenmelidir. Bipedal lenf anjiografi ve IVP bilgisayarl abdominopelvik tomografi tetkikinin yo un ekilde kullan lmas ndan dolay art k s k kullan lmamaktad r. AFP (alfa fetoprotein) ve BHCG gibi t m r belirte leride mutlaka istenmelidir. Seminomlarda % 10 -15oran nda BHCG y kselebilir (Sinsidyotrofoblastik h crelerden sal n r). Ancak AFP y ksekli i izlenmez, e er izleniyorsa bunlar non-seminom t m r gibi tedavi edilmelidir.. Nonseminom t m rlerin yakla k % 90'da BHCG ve AFP y kselir. BHCG' nin yar mr bir g n iken AFP ' de bu s re be g ne ula r.
Takipte akci er filmi, AFP, BHCG, LDH, abdominopelvik bilgisayarl tomogrofi istenmelidir. American Joint Comitee on Cancer (AJCC)'nin TNM evrelemesi s kl kla kullan l r. Bunun yan s ra Royal Marsden evrelemesi de kullan lan di er bir sistemdir. Evre I kanser testise s n rl d r.Skrotum invazyonu evreyi de i tirmez ancak inguinal lenf nodlar na s rama riskini y kseltir. Epididim, tunika albuginea, spermatik kord tutulumu da evreyi artt rmaz, ancak retroperitoneal nod tutulumu ve n ks olas l n artt r r. Evre II'de paraortik ve retroperitenoal lenf nodlar tutulmu tur. Be lenf nodundan fazla tutulum, 2 cm'den b y k lenf nodu varl , ekstanodal ya dokusu invazyonu n ks ihtimalini artt r r. 5 cm'den b y k lenf nodu (bulky hastal k) tutulumu k t prognoza i aret eder. Evre III'de ise hastal k art k retroperitoneal nodlar da a m t r.

TEDAV
SEM NOMLAR:
Erken evre seminomlarda (Evre I ve II) y ksek or iektomiyi takip eden radyoterapi ile % 90'n n zerinde k r sa lan r. Mikroskobik yay l m riski alt ndaki lenf nodu b lgeleri (homolateral iliak ve retroperitoneal) "hokey sopas " eklinde bir alandan 25 Gy dozda nlan r ve evre I'de %98 oran nda k r sa lan r. Bu hastalarda ayn taraf iliak lenf nodlar n n paraortik b lgeyle birlikte nlamas n n sadece paraortik b lge nlamas ile kar la t r lmas nda y ll k n ks oranlar s ras yla % 96.0 ve %96.6 olarak bulunmu tur. Sa kal mda benzer ekilde %100 ve %99.3 olarak bulunmu tur. Bu y zden sadece paraortik b lge nlamas risk grubunda olmayan hastalarda alternatif bir tedavi yakla m d r. Cerrahi sonras nlama yap lmaks z n sadece takip yap lan hastalarda n ks oran % 15 olarak bulunmu tur. Bu hastalarda n ks radyoterapi ve kemoterapi ile tedavi edilebilmi , ve be y ll k sebebe ba l sa kal m % 99.5 olarak bildirilmi tir. Bu y zden d k risk grubu hastalarda di er bir alternatifde radyoterapisiz takip olabilir. Evre II'de gross hastal k b lgesine 10 Gy ek doz verilir. 5 y ll k sa kal m % 90 civar ndad r. Gerek duyularsa bu hastalarda mediasten ve sol supraklavikular b lgede nlanabilir. Evre IIB'de toplam doz gross hastal k b lgesinde 45 Gy' e kadar kabilir. Cisplatin i eren kombinasyon kemoterapileride tedaviye eklenebilir. Bu grup hastalarda be y ll k sa kal m % 60 civar ndad r. Evre III-IV hastal kta ilk tedavi kemoterapi olmal ve resid el hastal a radyoterapi yap lmal d r. En s k bleomysin, etoposid ve sisplatin kombinasyonlar kullan l r. EP, PVB, VIP rejimleri de di er kullan lan emalard r.Bu grup hastalarda ise be y ll k sa kal m % 60' n alt ndad r.

NON-SEM NOMLAR
Effektif kemoterapi rejimlerinin geli mesiyle bu t m rlerin iyle mesinde hayli ba ar sa lanm t r. Erken evrede eri kinlerde abdominal yoldan testisin kar lmas ve retroperitoneal lenf diseksiyonu uygulanan bir metoddur. (Bu metodun uyguland klinik olarak evre I olan % 27 hasta evre II ye y kselmi tir) Ancak ocuklarda retroperitoneal lenf nodu diseksiyonunun morbidite (tam empotans veya retrograt ejek lasyon) d nda tedaviye bir katk s yoktur. Kemoterapi n ks d n ld nde hemen uygulanmal d r. Di er bir alternatif de lenf nodu diseksiyonu uygulamadan y ksek inguinal or iektomi yap lmas d r. Hastalar k sa aral klarla dikkatli olarak takip edilmelidirler. % 90-95 civar nda k r elde edilebilir. leri hastal kta ( bulky evre II, evre III ve IV'de) kombinasyon kemoterapisi uygulan r (BEP, PVB, VIP). Kemoterapi or iektomiyi takiben de uygulanabilir. Se ilmi vakalarda kemoterapi sonras resid hastal olanlarda resid kitlenin kar lmas da bir alternatifdir (Ancak sa kal m avantaj g stermez, fakat rasid de malign h crelerin varl kemoterapiyi uzzatt rabilir). Di er bir alternatif te mikroskobik hastal a veya b y k lezyona radyoterapi uygulanmas d r (40-45 Gy). Klinik al ama olarak otolog kemik ili i nakli ve y ksek doz kemoterapi uygulamalar devam etmekte olup, sonu lar netle memi tir. leri hastal k grubunda k r oran % 60-80 aras nda de i mektedir.

TEDAV YE BA LI YAN ETK LER

ERKEN D NEM
25 Gy dozunda uygulanan radyoterapide yo un yan etkiler g zlenmesi nadirdir. Bulant , i tahs zl k, diyare izlenebilir. Kemoterapiye ba l olarak erken d nemde bulant kusma, halsizlik, n tropeni ve allopesi g zlenir.
GE D NEM
25-35 Gy dozlar nda da ge etkiler s k izlenmez. Tedavi s ras nda b bre in ald doza dikkat edilmelidir. kincil malignite olu mas olduk a nadir olup en erken tedaviden 10 y l sonra g zlenebilir. Kemoterapiye ba l oligospermi, ikincil l semi, renal fonksyon bozuklu u, i itme kayb (sisplatin i eren rejimlerde), pulmoner toksik etkiler (bleomisin i eren rejimlerde) g zlenebilir.

RADYASYONUN SA LAM TEST SE ETK LER
Testis radyasyona ok hassast r. 1 Gy oligospermiye, 6 Gy mutlak steriliteye neden olur. Pek ok hastada tedavi ncesi sperm bozukluklar veya oligospermi mevcuttur. Seminom olgular nda radyoterapi uyguland nda radyasyonun sa lma etkisine ba l olarak kar testiste problem do abilir. Sa lan doza ba l olmak zere radyoterapiden sonra sperm say s nda azalma izlenebilir (interfaz l m ). Yedinci haftadan sonra oligospermi, onuncu haftadan sonra aspermiye rastland rapor edilmi tir. Genellikle bir y l i inde d zelme izlenir. Kar testisi korumaya y nelik bloklama yap l rsa bu etkiler daha az oranda izlenir.



Op.Dr. Erdal KALCI
roloji Uzman




 
Copyright 2007 Ermi Attar   
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -   
Desing & Powered : xir